Dört mumdan birincisi barıştı.“Hiç kimse benim yanık kalmamı istemiyor” dedi…Kısa bir süre sonra ışığı gitgide azaldı ve söndü barış…
İkinci mum, “Ben güvenim” dedi…“İnsanlar beni gerekli görmüyorlar, bana gerek yok” dedi, söndü o da…
Üçüncü mum “sevgi” idi…“Ben sevgiyim, yok edildim…” dedi, çırpına çırpına söndü…
Çocuklar mumların bir bir söndüğünü görünce ağladılar.
Dördüncü mum onlara, “Ben umudum. Ben yandığım sürece beni alıp diğer mumları yeniden yakabilirsiniz” dedi…
(…..)
Öyle yapın…
Dördüncü mum sönmesin…
Sanat yapıtlarının önemi farklı gerekçelere temellenir. Öyle zaman olur ki yaşanan an ve olaylar yapıtın önüne geçebilir. Yapıtın büyüklüğü olayların önemine paralel olmayabilir. Ya da öyle zamanlar yaşanır ki asla unutulmaz, unutulmamalıdır. Öyle yapıtlar vardır ki hem unutulmaz hem unutturmaz…
“Guernica” unutulmayan için unutulmaz bir söz dür !
20. yüzyıla, gelecek yüzyıllara hatta insanlık tarihine damga vuran bir sanatçıdan, bir yapıttan söz edeceğiz… Bu söz bizim dördüncü mumu elimizde tuttuğumuzu gösterecektir…
25 Ekim 1881 yılında İspanya da Malaga da doğan Pablo Ruiz Blasco Picasso y Lopez ressam bir babanın oğludur. Birbirleriyle kuzen olan annesi Maria Picasso Lopez (1855-1939) Andolizya, babası Jose Ruiz Blasco(1841-1913) Katalonya kökenlidirler. Malaga da Franco döneminde unutturulmak istenen Picasso nun doğduğu ev; Plaza de
Sekiz yaşında resim yapmaya başlayan Pablo Picasso onbinden fazla resim, yüzbin kadar baskı ve hakkında binlerce kitap, makale, fotoğraf ile 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından biri olmayı hak etmiştir. Bu önemli konum; 20.yüzyıla damgasını vuran iki öncü yapıt bırakması ile yakından ilgilidir. Birincisi “Avignon’lu Kızlar”(1907) ikincisi de bu yazıda sözünü edeceğimiz “Guernica”(1937) dır.
İspanyol sanatçılar her zaman uluslarının tarihsel olaylarına duyarlık göstermişlerdir. Bu duyarlıkları sanat tarihinin önemli yapıtlarının doğmasına da neden olmuştur. Örneğin Velasquez(1599-1660)’in ünlü yapıtı “Las Lansaz”(Mızraklar) Breda şehrinin ele geçirilmesi hakkındadır. Ünlü sanatçı savaşı anlatan bu resmi yaparken kazanan generali kaybedene şefkatle yaklaşırken tanımlar. Sanki savaşla barış iç içe geçmiştir ve resim savaşların barışı yaratan bir son olması dileğini taşır gibidir.
18. yy da İspanya ya giren Fransız ordusu ülkeyi ele geçirmiştir. F. Goya(1746-1828)’nın ünlü “Üç Mayıs Katliamı” adlı yapıtı Fransızlara karşı bağımsızlık savaşını başlatan halk ayaklanmasına dair bir resimdir! Söz konusu bağımsızlık savaşları sonunda 1868 de İspanya’ da Cumhuriyet ilan edilir.
Şimdi neden İspanya hakkında bu kadar konuşuyoruz? diye sorabilirisiniz. Dördüncü mum için. Çünkü “Guernica” insanlık tarihi adına unutulmaz olayları unutturmaz bir yapıttır!…
1900 lerin başlarına gelindiğinde işçi sınıfı bazı hakları kazanmış, monarşi sona ermişti. Ancak 1930 lu yıllarda General Franco ve bazı siyasiler ülkeyi ele geçirdiler. Yolsuzluk ve haksızlıklarla dolu bir yönetim uyguladılar. Üstelik 1933 yılında Almanya’da başa geçen Hitler yönetimi, İspanya’yı etkilemiş. İngiltere, Fransa ve Almanya amansız bir çıkar savaşına girmişti.
1936 seçimleriyle iktidar olan Cumhuriyet Halk Cephesi hükümeti tutuklu işçileri serbest bırakmış, geniş kapsamlı bir toprak reformu ve tarım devrimi çalışmalarını başlatmış, sağlık ve eğitim reformları gibi çoğulcu ve eşitlikli bir çabayı gerçekleştiren çözümler üretmiştir.
Cumhuriyet Halk Cephesi Hükümeti’nin bu reform girişimleri Alman Nazi ajanları ile toprak sahipleri, kilise yetkilileri ve militarist güçlerin hiç hoşuna gitmedi. Nasyonal Cepheyi oluşturdular. Ülkede terör saldırıları başlattılar. Hitler ve Mussolini de General Franco’ya askeri yardım ve mali destek verdiler. Almanlar “Legion Condor” adlı yeni tip bir hava gücünün ilk deneme saldırısını GUERNICA’ya yapmışlardır.
İspanya iç savaşı tüm dünya da ilgi uyandırmış özellikle aydınlar ve ilericiler Cumhuriyetçi Halk Cephesi Hükümeti nin gerçekleştirdiği geniş kapsamlı eğitim, sağlık ve toprak reformlarını desteklemişlerdir. Bir kısmı doğrudan savaşa da katılan birçok aydın, İspanya’ya gelmiş gönüllü olarak Faşistlere karşı Cumhuriyetçilerin yanında dövüşmüşlerdir. Bir kısmı, bizzat savaşlara katılmış, ağır yaralanmışlardır. İçlerinden bazıları daha sonra bu insanlık ayıbını gözler önüne seren yapıtlar ortaya koymuştur. Orwell “Benim Katalonya’m”ı, Malraux “Umut” u, Hemingway “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”u yazmış; şarkı ve şiirleri ağızlardan düşmeyen yapıtlar üretilmiştir.
İspanya’da, General Franco’nun basın bürosu : “Guernica’yı, cephede bozguna uğrayıp, geri çekilen Bask’lı kızılların yakıp yıktıkları” açıklamasını yapmış, bu yalan haber dünya kamuoyuna duyurulmuştu.
Gerçek haber George Ster tarafından 27 Nisan 1937’de Bilbao’dan, Londra Times gazetesine; “ Guernica’da Trajedi”, “Hava Saldırıları Sonucu Kent Tümüyle Tahrip Edildi” başlığı altında verilmiştir.
Sanayileşmiş ülkelerin Londra da ürettikleri malları pazarlamak amacıyla 1851 den beri düzenlenen serginin yedincisi “1937 Uluslararası Sergisi” dir. İspanya Halk Cephesi hükümeti, Paris 1937 sergisindeki İspanya pavyonu yapımı için mimar José Luis Sert’i görevlendirdi. İspanya pavyonu, ucuz malzemelerden yapılmıştı.
Pavyonda heykeltıraş Alberto Sanchez’in “İspanya Kendi Yolunda İlerliyor” adlı işi, Julio Gonzales’in “Köylü Kadın” heykeli, Joan Miro’nun “İspanya’ya Yardım Edin” resmi ile “Katalonya’lı Köylülerin Ayaklanışları” adlı duvar panosu yer alıyordu...
Alt katına, Cumhuriyet Halk Cephesi Hükümeti’nin toprak reformu, sağlık, eğitim, konut,vb. gibi toplumsal sorunlarda gerçekleştirdiği atılımları belgeleyen örnekler konmuştu. Duvarlar, iç savaş süresince General Franco militarizminin, İspanyol halkına uyguladığı kıyımları sergileyen fotoğraflarla kaplanmıştı. Pavyonun açık girişinin ortasına bir havuz ve bunun arkasındaki duvarda da GUERNICA adlı resim bulunuyordu...
İspanyol pavyonu için Picasso dan bir resim yapması istenmiş, bilindiği gibi sanatçı bu resme uzun süre başlayamamıştır. Picasso, Guernica kentinin bombalanmasını 28 Nisan 1937 tarihinde gazetelerden öğrendi. Mayıs ta Paris te yapılan gösterilerden sonra resmi yapmaya başladı. İspanya Cumhuriyet Hükümeti tarafından görevlendirilen Dora Maar çektiği bu fotoğraflar ile insanlık belleğine çok önemli bir katkıda bulunmuştur.
Sağda pencereden uzanmış ve elinde lamba tutan bir kadın görülmektedir. Ortada öldüresiye bir savaşdan çıkmış bir at boynunu elinde lamba tutan kadına doğru uzatmıştır. At bir ölüm-kalım savaşı içindedir. Ayrıca öldürülmüş bir savaşçı figürü yerde yatar halde çizilmiştir.
Guernica resmi bombalanan Pazar yerinin durumunu yıkılmış yapıları, parçalanmış eşyaları, ölüleri ile bu katliamı belgelemektedir. Boğanın zorbalığı, kadının çalışan insanları, atın İspanya yı simgelediği düşünülmüştür.
Pablo Picasso 7,77m.x3,50m. boyutlarındaki tuvale 11 Mayıs günü başladı. Guernica’nın tuval aşamasına başladıktan sonra da, resmin üzerinde değişiklikler yapmıştır. En çok “Ağlayan Kadın” üzerinde durmuştur. Yumruk, çiçek demeti tutan bir el durumuna getirilip arkasına güneş ya da benzeri ışık dağıtan bir figür konularak etkisi değiştirilmiştir. Işık kaynağı bir güneş gibi parlayan göz olarak gösterilmiştir. Boğa başka figürler ile örtülmüş , arkasına bir kuş yerleştirilmiştir.
Tamamen siyah-beyaz olan Guernica’daki tüm figürler ve bunların etkinlikleri günümüzde de tartışma konusudur. 1945 yılına Picasso, bu konuda sorulanlara verdiği yanıtta;”boğanın dolaysız faşizmi değil,ancak karanlık bir gücü, atın ise İspanya halkını simgelediğini” söylemiştir. Işık-lamba taşıyan kadın figürü, yüzyıllardan beri özgürlüğün, aydınlanmanın simgesi olmuştur.
Yapıt sanatçının isteği ile 1939 yılında New York Modern Sanatlar Müzesi’ne konmuştur. Savaştan sonra, “Bu resim İspanya Cumhuriyeti’nindir. Ancak Franco militarizmi yıkıldıktan ve İspanya’da yeniden cumhuriyet, demokrasi kurulduktan sonra İspanya’ya gidebilir” diyen Picasso’nun önerisi doğrultusunda ve sanatçının 100. Doğum yılı anısına, 1981 yılında Madrid’e getirilmiş,tir. Halen Reine Sophia Müzesi’ne bulunmaktadır.
Eğer yolunuz bu ünlü yapıtı görmek için İspanya ya düşerse sizde Albert Einstein gibi “şu ışığın üstüne binsem, acaba dünya bana nasıl görünür” diye düşünür müsünüz?..
N. HİKMET “Karanlıkta Kar Yağıyor”
Bu akşam
Bir sokak şarkıcısıyım hünersiz bir sesim var,
Sana,
Senin işitemeyeceğin bir şarkıyı söyleyen bir ses,
Karanlıkta kar yağıyor.
Sen Madrid kapısındasın.
Karşında en güzel şeylerimizi:
Ümidi, hasreti, hürriyeti ve çocukları öldüren bir ordu.
Yani o korkunç hasreti, daüssılası içimin,
Güzel gözlerindedir,
Madrid kapısındaki nöbetçimin.
Ve ben ne yarın, ne dün, ne bu akşam
Onu sevmekten başka bir şey yapamam.
Kaynakça ……………………vereceğim