Hülya Düzenli

Onlar taşrada bir araya gelmiş küçük bir grup, yemek sırasında sakin bir şekilde eğleniyorlar mı?

Bizlere cesur ve korkusuz biçimde dik dik bakan ve küstahlığına rağmen hepimizin sevgisini kazanan bir başyapıt mı?

 

23 Ocak 1832'de Paris'te doğan Édouard Manet’in babası Auguste Manet bir yargıç, annesi Eugénie-Desirée Fournier İsveç Prensi Charles Bernadotte'nin torunuydu. Varlıklı, görgülü insanlar olan aile Édouard’ın da hukukçu olmasını istiyordu. Ama tarih onu büyük bir sanatçı olarak yazar…

Dayısı Charles Fournier yeğeninin resim yapmasını destekliyor, onu sıklıkla Louvre'a götürüyordu…1845 yılında Manet dayısının tavsiyesiyle, çizim dersleri almaya başladı.

1848 de sanat eğitimine karşı olan babası onu Deniz Kuvvetleri sınavına soktu. Denizcilik sınavlarında iki yıl üst üste başarısız olunca sanat eğitimi almasına izin verildi. 1850-56 arası ressam T. Couture ile çalıştı. Manet bu yıllarda aynı zamanda Louvre’a giderek başyapıtları inceliyor, kopyalar yapıyordu. Daha çok gençken başkalarının görmekten hoşlandığını değil ancak kendi gördüğünün resmini yapacağını söylerdi. Teknik bir problemle karşı karşıya olduğunu hemen kavrayan sanatçı ilk olarak ustaların metotlarını uzun ve gayretli bir çalışmayla incelemeye koyuldu; bilhassa İspanya’da, Goya ve Velasquez’in resimlerinde benimseyeceği metodun belirtilerini buldu.

 


1853-56 arasında Almanya, İtalya ve Hollanda müzelerinde yer alan  Frans Hals, Velásquez ve Goya'nın eserlerini inceleme olanağı buldu. Bu sanatçıların etkileri ve onlardan aldığı esinler üslubunun temelini oluşturdu. Charles Baudelaire’e şöyle yazar: ...Sonunda, sevgili Baudelaire, Velasquez'i gerçekten tanımak için geldim ve şunu söyleyeyim ki o, şimdiye dek varolmuş en büyük sanatçı; Madrid'de 30-40 tablosunu gördüm, portreler ve diğerleri; hepsi birer başyapıt; ününden daha büyük bir sanatçı ve İspanya seyahatinin kaçınılmaz sorunları ve yorgunluğunu tek başına yok ediyor. Goya'ya ait birkaç ilginç parça da gördüm; aralarında Alba Düşesi'nin çekici bir portresini de içeren bazıları çok iyiydi.

1854’ten sonra Japonya ile Fransa arasındaki diplomatik ilişkilere bağlı olarak Paris’de birçok sergi açılmıştı. Böylece Fransız sanatçılar Japon baskılarını tanıma olanağı buldular. Zarif, yalın biçimler Avrupalı sanatçı için yeni ve alışılmamıştı. Genç sanatçılar Rue de Rivoli de La Porte Chinoise (Çin Kapısı) açılan yeni dükkândan Çin ve Japon sanatına ait reprodüksiyonlar alabiliyor, bu sanat dilini yakından tanıma olanağı bulabiliyorlardı… Hatta Manet’nin ünlü yapıtı “E. Zola’nın Portresi”adlı resminde arka plana koyduğu Velasquez’in bir yapıtı, kendisinin çok tartışma yaratan ünlü resmi “Olimpia” ve bir Japon estampı özel olarak onun, genel olarak izlenimcilerin ilgilerini işaret etmektedir…

1863 yılında III. Napolyon  “Salon”dan geri çevrilenlerin “Salon des Refusébaşlığı altında sergilenmesini istedi. Reddedilenlerin sergilenmesiyle belki de tüm dünya sanatı tarihi boyunca en çok ses getirecek, en çok fırtına koparacak en çok yaygınlaşacak bir üsluba yol açılmış oldu.  Sanat tarihinde devrim olarak adlandırılan “Impressionism / İzlenimcilik” büyük sarsıntılar, büyük acılar ve eleştirilerle gerçekleşecektir. İşte tam bu nokta da Manet iki ünlü yapıtıyla bu reddediş, eleştiri ve alayların ortasında yer alır…

Bu ünlü yapıtlardan biri olanLe Déjeuner sur l'herbe / Lucheon on the Grass / Kırda Öğle Yemeği” ; ağaçlık bir yerde geri planda suda yıkanan bir kadın ile ön planda giyinik iki erkek ve tamamen çıplak bir kadının yan yana oturduğu bir kompozisyondur…

Çok tartışma yaratan bu yapıtla ilgili olarak önce sanatçının yararlandığı resimlerden birini anlatalım. Bugün Louvre Müze’sinde bulunan ve geleneksel olarak Giorgione'ye atfedilen The pastoral Concert/Kırda Konseradlı resmin bugün Tiziano’nun gençlik yapıtlarından biri olduğu saptanmıştır.  Kırmızı elbiseli bir adam ud çalmakta, başında beresi olan diğeri sarışın ve sade giyimlidir. Gün batımının yumuşak ışığında ağaçlıklı küçük bir vadide otururken tasvir edilmişlerdir. Çıplak kadınlardan biri resmin uzak bir köşesinde bir çeşmeye su boşaltmakta, sırtı bize doğru oturan diğer kadın flüt çalmaktadır. Bir şiirin alegorisi olan bu resimde iki çıplak kadın ideal güzelliğin simgeleridir. Gerçek dışı olan bu figürler, sanki yalnız resimde ki iki adamın hayal güçlerinde var olmuşlardır. Bir zamanlar Venedik'te yaygın olan anlayışa göre yapılmış olan bu resim görünür ve görünmezlerin eşzamanlı betimlemesidir...

İki çıplak dişi figür arasında oturan giyimli iki erkekten oluşan kompozisyon resme karmaşık bir anlam yüklemektedir. Tiziano burada birbirine karşıt iki dünyayı birbiriyle yüzleştirmektedir.  Biri Venedik aristokrasisi diğeri periler ve çobanlar!

Figürlerin ve manzaranın mükemmel uyumu Napolitan şair J. Sannazzaro tarafından tekrar yorumlanan Virgil'in Bucolics'deki Arcadia’nın karşı çıkışını hatırlatır.  Bu mitosta, Arcadia’nın çobanlarının mutlu yaşamı, müzik ve şarkının içinde yer alan bir köy hayatı ile anlatılmaktadır.

Kırda Öğle Yemeği kompozisyonunda Manet başyapıtlarla ilgisini açıkça ortaya koyar.  Ana karakterlerin oturma düzeni aslında M. Raimondi'nin 1515 yılında çizdiğiParis'in Yargısı isimli yapıtından alınmış bir kompozisyondur. 16.yy da Tiziano, Giorgione ve Raphaello gibi İtalyan ustalar,  tanrıların çılgınca eğlendikleri, yiyip içtikleri mitolojik sahneleri resmetmişlerdi.  Monet ve Manet, batı resmi geleneği içinde yer alan yemek sahnelerini ele almışlardı.  Onların resimlerinde taşrada bir araya gelmiş küçük gruplar, yemek sırasında sakin bir şekilde eğlenirlerken betimlenmişlerdir.

1863'te ManetLe déjeuner sur l 'Herbe/Kırda Öğle Yemeğiadlı resmini sergilediğinde Fransızları derinden sarsmıştır. Bu Daumier'in sosyal ve politik duyarlılığı gibi  gerçekçi bir  resim değildi, sanatçının bireysel özgürlüğünün ifadesiydi. Zamanın görgüsüne bir hakaret gibi, giyimli iki adam öğle yemeği yiyor aralarında da çıplak bir kadın oturuyordu.

Manet'in karısı Suzanne Leenhoff ve modeli Victorine Meurent’nin poz verdiği bu iki kadın figürünün yüzleri Meurent'in portresidir. Daha tombul vücutlu olan  Leenhoff'un kendisidir. Leenhoff  katı bir ışıkla aydınlatılmış ve izleyiciye doğru dik dik bakmaktadır. İki adamdan biri  Manet'in kardeşi Eugene Manet diğeri gelecekteki kayınbiraderi Ferdinand Leenhoff’dur. Şık giyimlidirler ve sohbete dalmış, sanki kadınları yok saymışlardır. Öndeki kadının elbisesi natürmort  gibidir. Bir somun ekmek, dolu bir meyve sepetinin altında gösterilmiştir. Arka planda yarı giyimli bir kadın, bir akarsuda yıkanmaktadır.

 

Birçok eleştirilere ve yaygaraya rağmen gün geldi bu önemli yapıt resim sanatında yenilikçi yaklaşımlarıyla ilk sıralarda yerini aldı.  Birçok sanatçının dikkatini çekti ve cesurluğu, korkusuz biçimde dik dik bakışı ve küstahlığına rağmen hepimizin sevgisini kazandı.

 

1856’da atölyesini açmış olan  sanatçı  şarkıcılar, çingeneler, kafelerdeki insanlar, gibi çağının konularıyla ilgilendi. Gustave Courbet tarafından başlatılan gerçekçilik akımına yakın duran Manet serbest, çoşkulu fırça darbeleri ve kontrast tonlar kullanıyordu. Resmin ışık ve karanlık elemanları arsında ki geleneksel ilişkiyi kullanmadı, yumuşak geçişler yerine kalın sert kaba sürüşlerden oluşan bir boyayı yeğledi.

P. Valéry her önemli resimde biraz bilim biraz şekil, biraz da özden meydana gelen bütün bir değerler sistemi bulunduğunu söyler. “Sanatçı akıl ve varlığının doğurduğu istek, amaç ve durumları maddi bir ortam içinde toplar, yığar ve kurar. Bir an renklerini, boyalarını ve tonlarını; bir an etin kendisini ve bir an da boyalarını emen tuvalini düşünür. Fakat bütün bu birbirinden ayrı düşünceler ister istemez resim yapmak olayında birleşir ve bütün bu tek tek anlar - dağılır, sıralanır, tekrar kavranır, bir an durulur, tekrar kaybedilir- sanatçının eli altında bir resim halini alır.

Söylendiğine göre Manet’nin kendisinin şaka olarak “La, partie carrée/Aşk karesi –Dört kişilik aşk” lakabını taktığı bu resimle ilgili ne çok soru var! Sanatçı resmi neye dayanarak yaptı, resim ne anlam ifade ediyor? Birçok bilinmeyen olabilir, kimse kesin bir şey söyleyemiyor. Örneğin, resme tam olarak nasıl başladığı, nerede çalıştığı,  nasıl bitirdiği, modelleri kimlerdi,  nasıl poz verdiler, poz verdikleri sırada çıplak mıydılar, aynı anda mı poz verdiler? Sanatçının yapıta önceleri “Le Bain/Banyo”  adını neden verdiğini bilmiyoruz.

Resmin anlamının şaşırtma dolu içeriğini de tam olarak bilmemiz neredeyse imkânsız. Picasso'nun dizisi sanki bu şaşırtma dolu sorularla ilgili imkânsızlıkları ele alıyor… I959 yazında Edouard Manet'ten doksan-altı yıl sonra Pablo Picasso, üç yıl  boyunca Kırda Öğle Yemeği’nden  birçok resim yaptı.

Manet tıpkı Kırda Öğle Yemeği resminde olduğu gibi Tiziano'nın Urbino Venüsü (1538) ve Francisco Goya'nın Çıplak Maya (1800)’sını anımsatan ünlü resmi “Olimpia”’yı yaptı. Bu resimde büyük sansasyon yarattı. Sanat tarihinin uzanmış çıplak konularını sevgiyle karşılayan izleyicisi gitmiş sanatçının ve yapıtın ahlaksızlığı hakkında tartışma ve yazılar ayyuka çıkmıştı. Bu yapıtı da ileride bir başka yazımızın konusu yaparız.

Manet, izlenimcilik akımının öncüleri olan E.Degas, C. Monet, A. Renoir, A.Sisley, P. Cézanne ve C. Pissarro gibi ressamlarla arkadaştı. Resimleri izlenimcilik akımına esin kaynağı olmuştu. İzlenimcilerin çekirdek grubunun aksine o eserlerini bağımsız sergiler yerine Paris Salonu'nda sergilemeyi tercih etmişti.

Yaşamı boyunca, eleştirmenlerle arası iyi olmadı. Buna rağmen Émile Zola onu kamuoyunda her zaman savundu, destekledi. S. Mallarmé ve C. Baudelaire ile de arkadaştı ve ikisinin de portrelerini yaptı.

Manet, resimlerinde yüksek sınıfın eğlencelerini, sosyal yaşamlarından kesitleri ve dönemin popüler olaylarını konu aldı. Paris'in sokaklarından manzaralar, sanatçı arkadaşlarının portrelerini yaptı. Manet çağının yaşam temalarının yanı sıra savaş resimleri de yaptı. 1867'den 1869'a kadar Fransa'nın Meksika'ya olan müdahalesini konu alan  “İmparator Maximilian'ın İnfazı" tablosunun üç ayrı versiyonunu yaptı.

1881 yılında, arkadaşı A. Proust’dan Fransız Devleti adına  şeref madalyası alan Manet, kırklı yaşlarında yakalandığı hastalıklar nedeniyle hem çok ağrı çekti hem de  yaşamının son yıllarında  kısmi felç geçirdi. Édouard Manet 30 Nisan 1883 de 51 yaşında yine Paris de yaşama veda etti.

Seçilmiş kaynakça:

Read H.,“Sanatın Anlamı”, Ankara, 1960 Sérullaz M., “Empresyonizm-sanat ansiklopedisi”, İstanbul, 1991, Gombrich E.H., “ Sanat ve Yanılsama”, İstanbul, 1992; “Guide to the Musée d’Orsay” 86-87, Paris, 1987; Tucker P. H., “Manet’s Le Dejeuner sur L’Herbe”, Cambridge: University Press, 1998, www.musee-orsay