Hülya Düzenli – Gözde Dikmen
9 Aralık 2009-15 Ocak 2010 tarihleri arasında Galeri Işık İstanbul da açılan sergisi nedeniyle evinde bir röportaj yaptık.
1-Sizinle asistanınız ve öğrenciniz olarak birçok şey paylaştık. Hocam siz Köy Enstitüsü mezunu öğretmen bir ailenin çocuğunuz. Bir sanatçı ve eğitimci olarak ailenizin yaşamınıza nasıl bir katkısı oldu?
Şüphesiz çocukların şekillenmesinde ailelerin yeri önemlidir. Bir sanatçının ya da eğitimcinin olmazsa olmazları arasında yer alan bilgi açlığı, okuma ve öğrenme bilincidir. Öğretmen bir anne baba çocuğu olunca bu temel alışkanlıkları küçük yaşlarda edinme olanağı buluyorsunuz. Bir de benim annem babam eşitlikçi, insan onuru ve hakları konusunda duruşları sağlam, dünya görüşleri hak ve adaletten yana kişiler idi ve yaşamları boyunca bu değerlerin mücadelesi içinde oldular. Bu okul modelinin imkanları sayesinde annem keman çalmayı biliyor, müzikle ilgileniyor, öğrenci koroları kuruyor; babam edebiyat, sosyal konular ve tarihle ilgileniyordu. Evimizde daima eğitim, tarih, sosyal yaralar konuşulur, mümkün olan ilk fırsatta ailece geziler yapılırdı. Bu çerçeve sanki benim eğitim, bilgi, insan olma sorumluluğunun sorgulanması, sanat, sosyal ilgi ve değerler ile gezmek, tanımak gibi meraklı yanımı açıklıyor olabilir. Tabi bir de kişisel özellikler var. Ben hep el becerileri iyi olan, bir şeyleri çakan, diken, işleyen, etrafını düzenleyen bir de hayali insanlar bulup onlara hayali dersler veren bir çocuktum…
2-Akademiden Adnan Çoker atölyesinden mezun olduktan sonra abiniz Yüksek Mimar Ömer Düzenli ile birlikte İstasyon Sanat Evi-İstasyon Sanat Akademisi’ni kurdunuz. Bu süreçten bahseder misiniz?
Doğrusu bu yapı Ömer beyin fikriydi. Ben o yıllarda bambaşka bir yaşam planı kurmaktaydım. Ama İstasyon bizim tüm yaşamımızı kaplayan yalnız bırakmadığımız, vaz geçemiyeceğimiz çocuğumuz oldu. O yıllarda sanat eğitimi devlete ait birkaç güzel sanat okulundan başka bir yerde öğrenme olanağı olmayan bir alandı. Türkiye sanat eğitimi sürecine bakıldığında da 19.yy sonlarında Beyoğlu’nda özel resim derslerinin yapıldığını biliyoruz. Biz bu fikri oluşturduğumuz da kimsenin üstelik para vererek resim dersi almayacağını, böyle bir şeyin hayal olacağını söylenler çoğunluktaydı ama az da olsa destekleyenler de oldu. Burada anmadan geçemiyeceğim Devrim Erbil ile Yusuf Taktak ve Hilmi Yavuz, Çiğdem Erbil, Celalettin Tandoğdu bizi yüreklendiren hocalarımız, dostlarımız, arkadaşlarımızdı.
Devamını oku...